UZUN ÖMÜR İÇİN OTURUN

 


Masa başında saatler geçiriyorsun diye mezara erken girecek değilsin. Bizi dinlersen, koltuğuna yaslanıp geçip giden yılları seyre dalabilirsin.

Ev, otobüs ve ofis farklı tür konforda koltukla doludur ve günlük hayatın bu koltukların üstünde akıp gider. Çoğumuz zamanımızın yüzde 50 ila 70’ini oturarak geçiriyoruz ve bu sırada bu koltuklarda oturmanın canımıza okuduğundan dert yanıyoruz. Zira uzun saatler boyunca oturmanın kalp hastalığı kaynaklı ölüm riskini yüzde 90; herhangi bir sağlık probleminden dolayı erken ölüm riskini yüzde 49 artırdığını biliyoruz. Ayrıca günde üç saat televizyon izlemenin ölüm riskini ikiye katladığını da duyuyoruz. Ve sağlık otoriteleri oturmanın sağlığa zararlı olduğunu söyleyip duruyor. Tabii kaç saat egzersiz yaptığını hesaba katmadan. Biz de burada şeytana söz düşeceğini düşünüp tartışmayı harlayacak güncel bir araştırmayı masaya yatırıyoruz.

İngiltere’de bulunan Exeter Üniversitesi ve ULC araştırmacılarının ortak yürüttüğü çalışmada, tüm oturma formları ile ölüm arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için 16 yaş üstü beş bin kişiden veriler toplandı. Ve tahmin edin ne oldu? Yan gelip yatmanın ölüm riski üzerinde herhangi bir etkisi olmadığı ortaya çıktı. Değerlendirmeye yaş, beslenme düzeni, sigara ve alkol tüketimi gibi parametreler eklendiğinde de bir bağlantıya rastlanmadı.

Peki, sağlık otoriteleriyle bu araştırmanın bulguları neden bu denli farklı? Sebebi, iki üniversitenin ortaklaşa yürüttüğü bu araştırmada, ele alınan kişilerin tamamının İngiliz kamu personelinden oluşması ve onların da nüfusun çoğunluğuna göre daha aktif bir hayat sürüyor olmaları. Çalışmaya göre, kamu çalışanları her gün daha çok yürüyor ve daha çok fiziksel aktivitede bulunuyor. Oturmanın seni mezara erken götüreceği tezinin aksine, araştırma gösteriyor ki, fiziksel aktivite insanları oturmayla ilintili sağlık problemlerinden koruyabiliyor (1).

Aslına bakarsan, diğer araştırmalara baktığında bu tez daha da güçleniyor. Örneğin enteresan bir çalışma, saatlerce televizyon izlemenin yalnızca fiziksel olarak pasif bir hayat süren kişilerde erken ölüm riskini yükseltebildiğini buldu. Yani hareketli bir yaşam sürüyorsan, suçluluk duygusundan uzak dizi keyfi de yapabilirsin. Kısacası, sağlığını bozan şey hayatındaki fiziksel aktivite eksikliği, ekran başında tam olarak kaç saat harcadığın değil.

Peki, işin haftanın beş günü masa başında oturmanı zorunlu kılıyorsa, fiziksel olarak nasıl aktif olabilirsin? Öncelikle fiziksel olarak aktif olmanın ne anlama geldiğini netleştirelim. Bilimsel tanıma göre, dinlenme hâlinde harcanan enerji seviyesinin üstünde enerji tüketimine yol açan iskelet sistemindeki herhangi bir hareket, fiziksel aktivite olarak geçiyor. Araştırma gösteriyor ki, toplantıya yürüyerek gitmek veya öğle yemeği için ofis civarında birkaç tur atmak 9-5 rutininin zararlı etkilerine karşı koruma sağlıyor. Farklı bir araştırma, daha kısa yürüyüşlerin kan dolaşımının zayıflaması gibi damarsal fonksiyon bozukluklarını tersine çevirebildiğini ortaya koyuyor (2). Bir başka araştırma ise iş arkadaşına e-posta yollamak yerine masasına gitmek gibi küçük ve önemsiz sayılabilecek fiziksel aktivitelerin, kardiyovasküler sağlığa yardımı dokunduğunu buldu. Aynı araştırma masa başında bacak sallama, kalemle veya saçınızla oynama gibi gerginlik göstergesi hareketlerin dahi ölüm riskini düşürebildiğini söylüyor (3).

Endişe ettiğimiz sağlık sorunlarından birçoğu esasında oturmaktan değil, sedanter bir yaşamdan kaynaklanıyor. Sözün özü, ne kadar egzersiz yaptığınız ve aktif bir günlük rutine sahip olduğundan bağımsız şekilde, oturmanın ölüm riskini yükseltip yükseltmediği sorusuna güncel araştırmalar hayır cevabını veriyor. Gündelik rutinlerini pasif moddan kurtarıp aktifleştirmenin yüzlerce yolu var. Masa başında işlerin kısa yolunu ara ama ayağa kalktığında yolu uzatmaya bak.

 

viridianprints