Abone Ol

 

BAS, ÇEK, TERLE, HEM SPOR YAP HEM STRES AT!

 

spinnig-red-bike-bridget-jones

RÖPORTAJ: Nilüfer TÜRKOĞLU
nilufert@groupmedya.com 

Yoksa sen de Renee Zellweger’in başrolünü oynadığı serinin üçüncü filmi ‘Bridget Jones’un Bebeği’ filmindeki bisiklet sahnesiyle “Bunu ben de yapmak istiyorum!” diyenlerden misin? İç mekanda pedal çeviren ve avazı çıktığı kadar şarkı söyleyen bir sürü kadından biri olup da deşarj olmayı istediğim o anı hatırlıyorum da, daha ‘Spinning’in nasıl telaffuz edildiğini bile bilmiyordum. Çok geçmeden tüm bir yılın stresini atabileceğim (Nasıl bir yıldı ki bu 2016!) ve bir yandan spor da yapabileceğim Indoor Cycling’le tanıştım. Yani Spinning’le. Zaten açık havada spor yapmaya pek de alışık olmayan bünyem, bisiklete binmeyi ne kadar sevse de bunu kapalı ortamda yapabileceğim aklımın ucundan geçmemişti! Ta ki Red Bike‘la tanışana kadar… Meğer pek sevgili Bridget Jones’umuzun kendisi gibi dertleriyle boğulan onca kadınla bir arada yaptığı bu spor, o kadar da uzağımda değilmiş.

Bu konuda usta bir antrenör olan aynı zamanda Red Bike‘ın kurucu ortaklarından Levin Tahmaz ve başarılı gazeteci Pelin Çini‘yle yollarım kesişti. İyi ki de kesişti. Şimdi tam bir deşarj ve spor bombası Spinning yapacağım günleri dört gözle bekliyorum! Eğer sen de hem fit kalıp hem de stresten arınmak için sporu tercih edenlerdensen, tam yerindesin.

Pelin Çini’yle yaptığım röportajla bu konuda sen de aydınlanabilir ve soluğu orada bulabilirsin. Şimdiden iyi keyifler, bol terler ve cıstak cıstak şarkılar dilerim…

redbike1

‘Red Bike’ın hikayesi tam olarak nerede, nasıl başlıyor?

Ben kendimi bildim bileli spor yaparım. Birçok kadın gibi işe yağ yakmaya çalışarak başladım sonrasında da fiziksel aktivite sonrası yaşanan “rahatlama” olayının bağımlısı oldum. Geçen ocak ayında tüp mide operasyonu geçirerek hayatımı tamamen değiştirmeye karar verdim. Ameliyat sonrası bir süre dinlendikten sonra yeniden harekete geçme zamanı geldiğinde Levin Tahmaz ile yollarımız kesişti. O dönemde kendisinin kurucu ortağı olduğu bir stüdyo vardı. Orada dersine girdim ve spinning yaptım. Sonrasında da aklımdan geçenler “Ben bu güne kadar (yaklaşı 20 sene) hiç spinning yapmamışım” oldu. Levin’in bambaşka bir enerjisi var. Bedeninizi bugüne kadar hiç kullanmadığınız şekilde çalıştırıyor. Pedal çevirmek gerçek anlamda nedir o zaman anlıyorsunuz. Düşün, o kadar etkilendim ki derhal ortaklık teklif ettim ve ışık hızıyla RED BIKE kuruldu. Ciddiyim maksimum 1 ayımızı almıştır bu hayalimizi gerçekleştirmemiz.

Crossfit Balaban Levent’in içinde bulunuyorsunuz. Bu iş birliği nasıl meydana geldi?

Ertan Balaban, bundan yaklaşık altı yıl önce, Milliyet gazetesinde  çalıştığım dönemden tanıdığım ve bence Türkiye’de özellikle spor sektöründe “benzerleri olsa keşke” diyeceğimiz biri. Vizyoner, öngörüşlü, idealist ve hümanist. Çok da disiplinli olduğunu eklemem lazım. Onunla  Levin zaten tanışıyorlardı sadece birlikte yol alma fikrini ortaya ben attım. Oturduk; iki toplantı ve bol kahve sonrasında Levent’teki stüdyonun üst katına kiracı olarak girdik. Ertan ve Crossfit Balaban bizi her açıdan destekliyor. Aslında kiracı-ev sahibinden öte ortak gibiyiz. İleride bakarsınız birlikte yol alırız.

Dünyada da bunun pek çok örneği var. Şu sıralar en popüler sporların başında geliyor sanırım.

Indoor cycling dünyada hızla ilerleyen bir trend. Briget Jones filmini izleyenler “Aaa bu da ne?” dediler. Ama aslını istersen 2000’den beri spor salonlarımızda bu ders mevcut ancak sanırım filmdeki ruh yeni yeni oluşmaya başladı.  Levin bu ülkede bisiklet üzerine eğitim almak istiyorsan gidebileceğin yegane isim. Konusunda master trainer. ICG / Indoor Cycling Group’un tek eğitmeni. Verdiği sertifika programlarına aylar öncesinden kayıt yaptırman lazım. O yüzden adam işi takip ediyor, dünyadaki trendleri biliyor. Biz de ne oluyorsa onu uygulamaya gayret ediyoruz. Bu tarz stüdyolar neden tercih ediliyor çünkü spor salonuna gidiyormuşsun algısı yok. ( Bu birçok insan için önemlidir, zorlanırız, üşeniriz malum) Fiyatlar uygun ( Ders başına ödeme yapabiliyorsun ve bir sinema biletinden daha az bir meblağdan bahsediyoruz.) ve müzikler o kadar şahane ki sanki bir partidesin ve yüzlerce kaloriyi yakarken bunu fark etmiyorsun bile.  Şu an Newyork’ta hemen hemen her mahallede bir stüdyo var.  Kısacası iş hızlı ilerliyor. Biz biraz geriden (!) takipteyiz ama yakalarız bence.

Derse gelenler, neye hazırlıklı olmalı?

Çok eğlenmeye, çok terlemeye ve bu işe bağımlı olmaya. Ciddiyim hiç abartmıyorum. Geçen hafta Başak Dizer Tatlıtuğ geldi. Çok zor terlermiş, çok hareketli sporlardan haz etmezmiş. Çıkışta uzun zamandır bu kadar eğlenmediğini söylüyordu. Bize “Bisiklet diskosu” diye isim taktı ve üyemiz oldu.

‘Indoor Cycling’in kişiye nasıl bir etkisi var? Tüm vücuda yönelik bir spor mu bu?

Bu çok kuvvetli hatta en kuvvetli kardio (kardiyovasküler) çalışma şekli. Nabız kişinin maksimum çalışma kapasitesinin yüzde 65-70’inde dolanıyor. Yani bol bol yağ yakıyorsun. Kalbin hızlı atıyor ve terliyorsun. Tüm beden ama özellikle bacak, kalça ve karın çok sıkı çalışıyor diyebilirim.

red-bike-pelin-cini
Red Bike’ın kurucu ortaklarından Pelin Çini, gazetecilik mesleğinden sonra kendini spora adadı ve artık ortağı Levin Tahmaz’la Indoor Cycling derslerine giriyor. 

Spor salonuna gelmeden önce nasıl beslenmeli?

Asla aç gelmemeli! Glisemik indeksi düşük bir karbonhidrat örneğin yulaf lapası yenilebilir.  (Kana çabuk karışmasın ki şeker dengemiz hemen bozulmasın ve çabuk acıkmayalım.) Protein konusunda bir şey söylememe gerek yok herhalde. Tabii ki öncesinde de sonrasında da yeterli protein alınmalı. Tavsiyem yumurta beyazından lorlu omlet. Bu arada en önemli şeyi bir kez daha tekrarlayalım: Su içilmesi elzem. Atılan ter yerine konmalı.  Spor esnasında da her 10 dakikada bir yarım çay bardağına denk gelecek kadar su alınmalı.

Ne kadar sıklıkla yapılmalı, başka spor takviyelerine ihtiyaç var mı?

Haftada minimum 3 kez yapılabilir bence. Bisiklet konusunda uzmanlaşmak, limitlerinizi zorlamak istiyorsanız da kuvvetlenmeniz gerek. Yani bir kuvvet antrenmanıyla kombine edilmeli. Kaslar kuvvetlendikçe bizim derslerimizden de alınan keyif artıyor. Performans da öyle..

Bize “Şu kadar haftada forma girersin” vaadini veriyor musunuz peki?
Bunu söyleyen insan yalancıdır. Kimse kusura bakmasın ama kilo kontrolü dev bir sektör. İnsanlar hayal tacirliği yapıyor. Ben zamanında 120 kilo olmuş biri olarak söylüyorum: MUCİZE DİYETLER YOK. MUCİZE FORMÜLLER DE YOK.  Kimse sana şu zamanda şu kadar kilo verdiririm diyemez. Gerekli tahlilller yapıldıktan doktor kontrolüne girildikten sonra kişiye özel bir program yazılırsa bu süre tahmin edilebilir sadece. Meseleye şöyle bakmak lazım: Nasıl hepimizin parmak izi aynı değil ise metabolizmamız da öyle. Herkes farklı. O yüzden spora üye olmadan önce doktora gitmek, belli kan tahlillerini yaptırmak mühim. İnsanlar üşeniyor buna ama bilsinler ki işin tek formülü bu. Bedenini ve çalışma şeklini tanıyacaksın ki onu ona göre besleyecek ev hareket ettireceksin.

Daha çok kadınlara mı hitap ediyor?  Herkes yapabilir mi ya da kimler ‘Indoor Cycling’ yapmamalı?

Erkekler de geliyor ama ağırlık kadınlarda diyebilirim. Gerçi bir defa gelen erkek de yüzde yüz üyemiz oluyor o ayrı bir konu.  Bizde nedense bir tayt korkusu var. Erkeklerimiz “Tayt giyemem” diye gelmek istemeyebiliyor. Ben birkaç arkadaşımın bu korkusunu bizimle yendiğini gördüm. Tayt gerekli mi? Dersen cevabım “Evet, hem de mümkünse pedli olanından” olur. Tahmin edersin ki minimum 45 dakika sele üzerindesin ve otur kalk gibi sert hareketler de yapıyorsun. Popoyu yaralamamak ve ertesi gün bizim kulaklarımızı çınlatmamak için pedli tayt ya da sele pedi almakta fayda var. Biz burada gelen üyelerimizi alacakları yerlere yönlendiriyoruz zaten.

img_9808
Antrenör Levin Tahmaz, Türkiye’de Indoor Cycling konusunda akla gelen ilk isimlerden. Tahmaz’ın ders boyunca enerjisini görmelisin! Onunla birlikte hem pedallara basıyor hem de bas bas şarkı söylüyorsun. Şarkı söylemezsen mikrofonunda ismini duyman an meselesi! Gözünden kaçmıyor. 

 

Benim girdiğim derste hep Türkçe pop müzik çalıyordu. Indoor Cycling’i daha da eğlenceli kılan bir şey bu sanırım. Tüm derslerde böyle mi yoksa değişiklik gösteriyor mu?

Zen adında sadece nefes üzerine kurulu metronom eşliğinde müziksiz yapılan bir dersimiz var. Sonra öğleleri 12. 15’te  (30 dakika süren) ekspres seanslarda yabancı pop ve rock çalmaya gayret ediyoruz. Ama evet, sanırım bu işin sırrı Türkçe pop da. O dersler dopdolu ve rezervasyonu birkaç gün önceden kapanıyor.

Müthiş bir gaza getirme durumu var bir yandan. Elinde megafonla şarkıları söyleyen, söyleten bir antrenör, hiç görmediğim bir şey bu.

Ben işte tam da bu yüzden Levin Tahmaz ile ortağım. Dersine girdiğimde bana da megafonla şarkı söyletmişti. Hayatımda ilk kez sesimin nasıl çıktığını umursamadan bağıra çağıra şarkı söylemişti. Red Bike’ın özelliği ne dersen, tam da senin söylediğin cümleyi sarf ederim. Burada hayatında eğlenmediğin kadar eğleneceksin hatta bir ara “Ben ne yapıyorum yahu?” diyip duraksayacak sonra “Aman yahu! Ne yapıyorsam da iyi ki yapıyorum! “ diyerek devam edeceksin.

İsminin neden ‘Red Bike’ (Kırmızı Bisiklet) olduğunu da sorayım, tam olsun. 

Amsterdam aşık olduğum bir şehir. Orada kırmızı bisikletler vardır, turistler kiralar…Ben de izlemeyi çok severdi onları. Kuruluş aşamasında bunu Levin’e anlattım, hemen sonrasında da isim pat diye çıktı. Hayalerimi süsleyen şehrin en sevdiğim özelliğini kendi şehrime taşıdım. Bir de şu var tabii; kırmızı hemen hemen herkesin sevdiği bir renk. En iddialı ve dikkat çekici renk. Yalan mı?

red-bike

Red Bike için başka yenilik planları var mı?

Hummel ile bir ortaklığımız var. Bizi destekleyen, yanımızda ailemizden biri gibi duran bir marka. Onlarla etkinlikler düzenleyeceğiz. Levin başka şehirlerde kamplar organize edip özellikle bahar aylarıyla birlikte bisikleti dışarı çıkarmayı planlıyor. Yani bir ormanda ya da havuz başında dersimizi yapabileceğiz. Şubeleşmek de aklımızın bir köşesinde. Şimdiden teklifler gelmeye başladı. Ancak adımlarını sağlam atmaktan yana bir ekibiz. Hemen ikinci şubeyi açar açmaz, ince eler sık dokuruz gibime geliyor.

Sporla uzun yıllardan beri mi uğraşıyorsunuz? Stresli gazetecilik yıllarından sonra ‘sağlıklı’ bir iş sahibi olmak nasıl duygu?

Hâlâ tam olarak stressiz olduğum söylenemez. Her ne kadar İstanbul’a aşık olsam da bu  şehirde yaşayıp da stressiz olmak pek mümkün değil. Ama sağlık konusunda haklısın. Artık bedenimi daha iyi tanıyor ve en önemlisi kendimi seviyorum. Alkolü bırakalı bir yılı geçti. Hayvansal gıda tüketimi konusunda da istikrarlıyım. Birkaç senedir kırmızı et yemedim. Beyazı da bir senedir bırakmış haldeyim. Süt, peynir ve bitkisel protein ağırlıklı besleniyorum.  Gazeteciliği özledim. Televizyon ekranlarında olmayı da. Keşke sağlık & spor ile ilgili bir program projesi olsa da bayıla bayıla sunsam!

******
RED BIKE’I SOSYAL MEDYADAN DA TAKİP ET:

www.facebook.com/followtheredbike/
Instagram: followtheredbike