|

ÖNCE 104 SONRA 63 KİLO: Hiç bu kadar iyi hissetmemiştim!

|  , YAŞAM

 

 


Bir zamanlar Jen Punda’nın öğle yemeği biftekli sandviç, kızarmış peynir ve çikolatalı içecekten oluşuyormuş. Illinois’te öğretmen olarak çalışan 31 yaşındaki Jen’in lisede 38 olan beden ölçüsü üniversitede 42, ilk çocuğunun doğumundan sonraysa 46’ya kadar çıkmış. “Kalori hakkında hiçbir fikrim yoktu, yediklerimin kalorisini ve sonuçlarını önemsemiyordum” diyor. 159 cm boyundaki Jen, bugüne kadarki en yüksek kilosu olan 104 kiloya kadar çıkmış.

Değişim

Alışkanlıklarını değiştirmek için gerçek bir motivasyonu olmadığını anlatıyor, ta ki 2011 yılının Kasım ayında, ikinci hamileliğinin altıncı ayına kadar. 21 yaşında ameliyat olmak zorunda kaldığı bel fıtığı, bu dönemde dayanılmaz bir sırt ağrısı olarak geri dönmüş. “10 adım atarak banyoya gitmek için yürüteç kullanmam gerekiyordu” diyor. Sonraki yılın Ocak’ta bebeğini dünyaya getirdikten kısa bir süre sonra ameliyat olmuş. Bebeğini ilk aylarda emzirdiği ve iştahı da az olduğu için bu süreçte dokuz kilo vermiş; fakat yine de sağlıklı hissetmiyormuş ve hâlâ yürümekte zorlanıyormuş. “Doktorum kalbimi güçlendirmenin faydalı olacağını ve daha fazla kilo verdiğimde sırtımdaki baskıdan kurtulacağımı söyledi” diyor. Acı çekmekten yorulan Jen için başka seçenek kalmamış: “Gerçekten her şeyi yapabilirdim.”

Yaşam Tarzı

Başlangıç olarak haftada iki veya üç defa fizyoterapi görmüş. En basit esneme hareketleri ve yoga duruşları bile alışkın olduğundan çok daha fazlası olduğu için başlangıçta zorlanmış. Egzersizin yanında, 2012 yazı boyunca yediği porsiyonları ve bunların kalorilerini bir aplikasyon yardımıyla takip ettiğini söylüyor. O sonbahara dek, eşinin evde hazırladığı yağsız et ve tavuk yemeklerinin yanında bol sebze yiyerek dokuz kilo daha vermeyi başarmış. “Eşim aslında çok iyi yemek yapar ama yoğun iş temposu dolasıyla onun da fast food yemek durumunda kaldığı zamanlar çok oluyor” diyor.

Düzenli olarak her gün 20 dakika koşu bandında yürümeye başlamış ve bunu her ay 10’ar dakika arttırmış. Başlarda kendine hiç güvenmese de, o yaz koşmaya başlayabilmiş ve dokuz ayın sonunda 13,5 kilo daha vermiş. 2013 sonbaharında ilk hâlinden 31 kilo zayıfmış ve ilk defa bir 5K yarışına katılmış. “O atmosferin adrenalini müthişti. Tüm yolu koştum, inanılmaz bir deneyimdi!” diyor. Ardından, haftada dört gün, toplam 16 kilometrelik yürüyüşlerine koşuyu da eklemiş. Bunun yanında da vücut ağırlığıyla egzersizler yapmaya başlamış. Bir yılın sonunda beş kilo daha veren Jen, Kasım 2014’te hedefi olan yarı maratonu koşmayı başarmış.

Ödülü

Jen, kilolu olduğu zamanlarda insanların kendisiyle dalga geçmesinden korktuğu için grup sporları yapmaktan kaçınıyormuş. Ama şimdi katıldığı koşu grubuyla Cuma akşamları buluşmayı dört gözle bekliyor. “Aşırı kiloluyken bunu yapmam neredeyse imkânsızdı” diyor.

Jen’in Tavsiyeleri

  • Bol sıvı tüket. “Vücudun su ihtiyacını karşılamak, yeme krizlerini kontrol altına alıyor. Kenarında işaretleri olan bir litrelik bir su şişesi aldım. Sabah 09.00’a kadar yarısında bulunan işarete kadar içmeye çalışıyorum. Geri kalanını da öğleye kadar. Ardından tekrar dolduruyorum”.
  • Suçluluk hissinden kurtul. “Kendini bir şeylerden yoksun bırakırsan yoksun hissedersin. Bazen işe birileri tatlı getirdiğinde bir dilimin yarısını alıyorum ve diğer dilimi arkadaşımla paylaşıyorum”.
  • Kendini müziğin ritmine kaptır. “Koşarken her zaman müzik dinlerim. Dans şarkıları dinle ya da koşu için uygun müzikleri çalan bir istasyon bul.”