http://www.womenshealth.com.tr/hep-birlikte-hayati-hafifletelim/ Women's Health Türkiye | İLİŞKİNİN MENTAL SINAVI İLİŞKİNİN MENTAL SINAVI – Women's Health Türkiye

İLİŞKİNİN MENTAL SINAVI

|  , anaslide, AŞK&SEKS

 


İster anne-kız, ister eş, ister arkadaş ilişkisi olsun: Bir ilişkide taraflardanbiri zihinsel bir rahatsızlıkla mücadele ediyorsa, aralarındaki bağ testten geçiyor. Ancak duygusal gelgitlerle birlikte baş etmek, bu bağı güçlendirmek için eşsiz imkânlar da sağlayabiliyor. WH ve National Alliance on Mental Illness organizasyonu, sevdiğine -ve kendine yardım etmenin yollarını araştırdı.

Zihinsel rahatsızlığı olan kişiler,  içinde oldukları durumu “kendilerini dünyanın geri kalanından izole eden bir balonun içinde yaşamak” olarak tanımlıyor. Gerçekte ise hiçbir şey bu balonun içinde kalmıyor. New Jersey’deki Basking Ridge’den Klinik Psikolog Leslie Becker- Phelps, “Yorgunluk, asabiyet ve çalkantılı ruh hâli gibi belirtiler, sevilen kişiye karşı kızgınlığa ve çatışmaya yol açabilir. Bu da empati kurmayı zorlaştırabilir” diyor.

Zihinsel rahatsızlıkları anlamaya yönelik gelişmelere rağmen, ilişkilerdeki anlaşmazlıkların nasıl üstesinden gelineceğine dair net bir yol haritası yok –özellikle de teşhis konulan kişi sen değilsen. National Alliance on Mental Illness’ın (NAMI) Bilgi ve Destek Direktörü Teri Brister, ilişkideki diğer tarafa baktığımızda bazılarının problemi yok saydığını, bazılarının ise arkadaş ya da aile üyelerinin kendilerini toparlamaları konusunda ısrarcı olduklarını söylüyor. Diğerleriyse tartışmadan kaçmak için sessiz kalıyor ya da sevdiklerinin dengesiz davranışları için bahaneler üretiyor –bunlar geri tepebilen ve etkilenen kişilerin kendi belirtilerini yönetmelerine engel olabilen yaklaşımlar. Daha iyi bir strateji elbette var: Onların içinde bulunduğu zihinsel sağlık durumu hakkında bilgi edinmek, tedavi seçeneklerini araştırmak ve kriz anında (örneğin partnerin intihardan söz ediyorsa) ne  yapacağını öğrenmek.

Eğer zihinsel rahatsızlığı olan taraf sensen, hastalığının yol açtığı zorluklar yüzünden utanç duyuyor olabilirsin. Ancak Teri Brister, rahatsızlığının biyolojik bir temeli olduğunu ve kendini suçlu hissetmemen gerektiğini söylüyor. Ve güçlü ilişkiler zorlu yollarda çok kıymetli destek sağlayabiliyor. Belirtilerinin seni nasıl etkilediği hakkında karşındaki insanlara karşı açık ol. Diyelim kız kardeşinle olan yemek planını iptal ettin. Ona anksiyetenin evden çıkmanı zorlaştırdığını anlatman, durumu daha az kişiselleştirmesine yardımcı olur.

Brister, zihinsel bir hastalığa sahip olmanın ya da onunla başa çıkmanın oldukça stresli olduğunu söylüyor. Ama bu sayfalardaki örnekleri gördükçe, zorluklarla beraber yüzleşmenin sizi nasıl yakınlaştıracağını fark edeceksin.

ANNELER & KIZLARI

Zihinsel bir hastalıkla yaşamak, olmak istediğin enerjik, eğlenceli, ilgili anne rolüne girmeni zorlaştırabilir. Ve pek çok kişi çocuklarının onları taklit ederek, davranışlarını kendilerine almalarından (aşırı kaygılı olmak gibi) korkuyor. Bazı kişiler ise zihinsel hastalıklarını genetik olarak çocuklarına geçirmekten endişe duyuyor. Aslında bu mantıklı bir endişe: Bir çalışmaya göre depresif annelerin kızlarının yüzde 50’si ergenlik döneminde psikiyatrik bir sorunla mücadele ediyor. Ancak bu bir kader değil. Philadelphia’dan Terapist Dr. Rita DeMaria, “Bir anne zihinsel sorunu için yardım arıyorsa, bu durumu ortadan kaldırır ve çocuğuna destek almanın normal olduğunu öğretir” diyor.

CEREN VE MÜGE*
Müge’nin depresyonu ergenlik döneminde, yeni bir okula yazıldığı zorlu geçiş döneminde ortaya çıktı. Kısa süre sonra yeme bozukluğu ve kendine fiziksel olarak zarar vermeye başladı. “Çektiğim acının ne kadar derin olduğunu insanlar anlamıyordu” diyor. Diğer yandan annesi Ceren ise 10 yıldan fazla süredir kendi depresyonuyla savaşıyordu: “Yapılmaması gereken en büyük hatayı yaptım. Kızıma sürekli ‘iyisin, bir şeyin yok’ dedim. Kendi acımla mücadele ederken onunkini onaylamak için gereken manevi donanıma sahip değildim. Aslında ona tüm sevgimle ‘iyi olacaksın’ demeye çalışıyordum.”

Üç yıl önce 15 yaşında olan Müge intihara kalkıştı. Bir yandan kızına yardım aramanın verdiği stres, diğer yandan dağılmanın eşiğindeki evliliği yüzünden Ceren, depresyonunun giderek kötüleştiğini fark etti. Sonunda ikisi de terapiye başladı. Terapide Müge, büyürken annesinin mutluluğundan kendisini sorumlu tuttuğunu fark etti. İyileşmek içinse annesinden uzak kalmaya ihtiyacı vardı, bu yüzden babasının yanına taşındı. Şimdilerde anne–kız aralarındaki bağı yeniden kuruyor. Müge, “Birbirimizi ayda sadece birkaç kez görüyoruz ama annemi ziyaret etmek beni gerçekten rahatlatıyor” diyor ve ekliyor; “O hâlâ beraber iyi vakit geçirebildiğim biri.”

EŞLER

Anksiyete, depresyon ve bunları tedavi etmek için alınan ilaçlar libidoyu düşürebiliyor. Ve bu süreçte kaygılanılması gereken tek şey cinsellik değil: Zihinsel olarak sıkıntılı olan partnerle ilgilenmek, eşlerin ruhsal durumlarında da problem çıkarabiliyor. Hatta bir araştırma, ilgi gösteren eşlerin psikiyatri hastanelerindeki hemşirelerde görülen tükenmişlik sendromu belirtilerini gösterdiğini ortaya koyuyor. Virginia Üniversitesi’nden Psikiyatrist Dr. Anita H. Clayton, bunun yansımasının yüksek boşanma oranı olduğunu söylüyor. Araştırmalar, zihinsel hastalıkların boşanma oranıyla bağlantısının yüzde 20 ile (küçük fobiler olması durumunda) yüzde 80 arasında (bağımlılık ya da ağır depresyon vakalarında) değiştiğini gösteriyor.

MEHTAP VE TAMER
İzmirli çift 10 yıl önce tanıştığında, Tamer çocukluğundan beri mücadele ettiği depresyon ataklarından birini yaşıyordu. Geçmişte ruh hâli çöktüğünde, etrafındakilerden kendini koparmaya yeltenmişti. Ancak Mehtap’ın kendi sağlık sorunları (kronik bir enflamatuvar durum olan Still hastalığı var) hakkındaki açıklığı, Tamer’e ilişkilerinin başlamasından birkaç hafta sonra kendi sorunlarını paylaşmak için cesaret verdi. Yine de çift, stres ve çalkantılı ruh hâlleriyle başa çıkmak için geliştirdikleri farklı yaklaşımlar yüzünden epey mücadele etti. Tamer modu düşük olduğunda yeniden toparlanmak için yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyor. Fakat Mehtap’ın “sorunu çözelim” moduna geçip sürekli sorular sorarak onu boğduğunu söylüyor.

Bir terapistin yardımıyla çift, kendi yöntemleriyle ekstra desteğe ihtiyaç duyduklarını belirtmek için “berbat gün” adını verdikleri bir kod kullanmaya başladı. Bu kodu Tamer kullandığında Mehtap, ona istediği alanı veriyor. Çünkü hazır hissettiğinde kendisiyle konuşacağını biliyor. Mehtap zor zamanlar geçirdiğinde ise yine aynı kodu kullanarak, eşinden ona sarılarak destek olmasını beklediğini işaret ediyor.

MELDA VE KAAN
Okul hayatı boyunca her zaman sınıf birincisi olan Melda, “Üniversiteye gitmek için tam burs almak zorundayım” diye düşündüğünü belirterek, hayatının çoğunda beraber yaşadığı obsesif kompulsif bozukluğu (OKB) anlatmaya çalışıyor. 31 yaşındayken Kaan ile tanıştığında, zihinsel problemiyle ilgili en başından açık konuşmuş. Ona durumu için ilaçlar aldığını ama yine de belirtileri (bir şeyleri alfabetik sıraya dizme ihtiyacı gibi) yaşadığını açıklamış. “Tüm yüklerimi ona anlattım çünkü şöyle düşündüm: Gidecekse şimdi gitsin.” Ama Kaan gitmedi. Bir yıl içinde nişanlandılar; sonraki yıl da bir kızları oldu. İlaçlarını günü gününe almasına rağmen Melda’nın OKB ve anksiyetesi doğumdan sonra kötüleşti. Sürekli bebeğinin zarar görebileceğine dair senaryolar kuruyordu.

Melda, belirtileri azaltmak için terapide öğrendiği bazı yöntemlerden (farkındalık teknikleri gibi) yararlandı. Kaan ise -belki diğer çiftlerin ilişkisinde zaten olan- bazı şeyleri yaparak ona destek oldu. Melda, “Eğer bir şeylerle uğraşamayacak durumdaysam, Kaan benim yerime markete gidiyor ya da ufak tefek işleri hallediyor” diyor.

ARKADAŞLAR

Eğer arkadaşının durumu sürekli pazar kahvaltılarını iptal etmesine neden oluyorsa bu sinir bozucu olabilir. Ama ona destek olmak ikinize de yarayabilir. Arkadaşlıklar amaç ve mutluluk hislerini arttırıyor, stresi azaltıyor ve hatta daha uzun bir ömrün anahtarı bile olabiliyor. Ve araştırmalar, sağlıklı sosyal ilişkileri olan kadınların depresyon risklerinin en düşük seviyede olduğunu gösteriyor.

TUĞÇE VE EBRU
Tuğçe ve Ebru 2015 yılında Ankara’da bir şirket kurduktan birkaç ay sonra, Tuğçe’nin 12 yaşından beri mücadele ettiği anksiyete ve depresyon belirtileri bir anda arttı. Tuğçe bunu arkadaşından bir sır olarak sakladı. Ta ki bir gün Ebru’ya özetle “hayatta olmasaydı her şey daha iyi olurdu” temalı art arda mesajlar atana kadar… Ebru hemen ambulans çağırdı, Tuğçe hastaneye kaldırıldı ve tedaviye başlandı.

Tuğçe, ambulans çağıranın Ebru olduğunu öğrenince ona zihinsel sağlık problemleri hakkında açılmaya başladı. Zihinsel hastalıklara pek de aşina olmayan Ebru, Tuğçe’nin ona gönderdiği internet sitelerini ve makaleleri inceledi. “Tuğçe’nin depresyonunu anlamak için zihnimi açmayı denemem gerektiğini düşündüm. Eğer arkadaşlığımızın devam etmesini istiyorsak bu gerekliydi” diyor.

Ebru, geçtiğimiz eylül ayında Tuğçe’nin ona iyi geleceğini söylediği için onun yaşadığı eve taşındı. Tuğçe, “Daha iyi bir yaşam düzeni hayal edemezdim” diyor ve ekliyor; “Ebru en yakın arkadaşım olarak adeta benim tedavi planımın bir parçası oldu. Randevularımın ne zaman olduğunu biliyor ve sürekli bana cesaret veriyor.” Ebru ise Tuğçe’ye yardım etmenin kendi zihin sağlığına iyi bakmanın önemi konusunda gözlerini açtığını söylüyor: “Teşhis konulmuş olmasa da, dünyadaki herkesin bir tür zihinsel hastalıkla ya da bunun belirtileriyle uğraşabileceğini öğrendim.”

Ebru’ya göre Tuğçe artık onun için arkadaştan ziyade kız kardeş gibi: “Birbirimizin ihtiyaçları konusunda bilinçliyiz ve onları tartışmaya açığız –tıpkı, tipik bir aile ilişkisi dinamiğinin olması gerektiği gibi. Ailem de onu çok seviyor; hatta erkek arkadaşımla aramda daha güçlü bir ilişki olmasına bile yardımcı oldu. Ona destek olmak için gereken her şeyi yapacağım. O da bana aynısını yapacaktır.”

Tuğçe ise ilişkilerini daha basit bir şekilde şöyle özetliyor: “Bence biz epey iyi bir takımız.”

KENDİNE İYİ BAK
Kâr amacı gütmeyen National Alliance for Caregiving kuruluşunun CEO’su ve başkanı C. Grace Whiting, “Tıpkı uçakta oksijen maskesini ilk önce kendine takmanın başkalarına yardım etmeni kolaylaştırdığı gibi, kendi zihin sağlığını korumak için atacağın adımlar da senin başkalarıyla daha iyi ilgilenmeni sağlar” diyor. İşte önerileribirkaç şey:

1 // ÖDÜLLER ÜZERİNE DÜŞÜN.
İçinde bulunduğun durumun olumlu yanlarını düşünmek (mesela sevdiğine destek olmanın sizi yakınlaşması gibi), yapılması imkânsız gibi gelen şeyleri başardığını hatırlatarak sana özsaygı kazandırabilir.

2 // GÜNLÜK İŞLERİN İÇİN DESTEK AL.

Gündelik bir işi halletmek gibi pratik bir destek için arkadaşından yardım istemek, stresini azaltır ve seni çevrene bağlar. Güçlü sosyal bağlar bir nevi aidiyet hissi verdiği için depresyon ve anksiyeteyi uzaklaştırmaya yardımcı oluyor.

3 // FİNANSAL PLANINI YAP.
2016 yılında Amerika’daki zihin sağlığı harcamaları 201 milyar doların üzerindeydi. Bir uzman acil durum fonu oluşturman ya da vadeli hesaptaki paranı değerlendirmen konusunda sana yardımcı olabilir.

 

 

viridianprints