GÜNEŞTEN GELEN VİTAMİN

|  , anaslide, SAĞLIK

 


Fotoğraf: Unsplash / Holly Mandarich

Güneş vitamini olarak da bilinen D vitamininin eksikliği, vücutta sayısız kötü senaryoya sebep olabiliyor. Gardını almak için yapman gerekenleri öğren.

Yazı:  M. Pırıl Şenol Duru

Sağlıklı beslenen birçok birey, besinlerden mikro besin dediğimiz vitamin ve mineralleri yeterli miktarda alabildiği için bir eksiklik ya da olumsuzluk yaşamıyor. Peki, sadece sağlıklı beslenmenin yetmediği durumlarda oluşan eksiklikler? Güneş vitamini olarak da bilinen, vücudunda eksikliğinin sayısız kötü senaryoya sebep olabileceği D vitaminine gel yakından bakalım.

D vitamini, doğal olarak bazı gıdalarda bulunan, içeriğinde az olan besinlere eklenebilen ve aynı zamanda besin takviyesi olarak da alınabilen bir vitamin. Yağda çözünüyor ve temel olarak ultraviyole-B ışınlarına (yaşasın güneş!) maruz kalındığında insan vücudunda sentezlenebiliyor.

Bu nasıl mı oluyor? Güneş ışınlarının etkisiyle, ciltte hâlihazırda bulunan provitamin D, vitamin D3’e dönüşüyor. Güneşin varlığı işte bu yüzden önemli. Sonraki aşamada ise D vitamini bağlayan proteinlere bağlanarak hedef organlara taşınıyor. Diyetle alınan D vitamini ise, vitamin D2 ile zenginleştirilmiş süt, yağlı balık ve bir miktar da yumurtadan geliyor. Bağırsak hücrelerinde emildikten sonra, küçük yapılar içinde taşınıyor.

İhtiyacımı Besinlerden Karşılayabilir Miyim?

Besinlerde, günlük istenilen seviyelerde D vitamini çoğu kez yoktur. Balık, morina karaciğeri yağı (Türkiye’de bulmak oldukça zor), bazı mantar türleri, karaciğer, zenginleştirilmiş süt ve yumurtada bulunuyor. Ancak sadece besinlerle önemli bölümü karşılanamayabilir.

Çiftlik balıkları, yabani olanlara kıyasla çok az D vitamini içeriyor. Süt ve tahıl gibi gıdalardan ise bu vitamini doğal yoldan karşılamamız imkânsız. Ancak sonradan zenginleştirilen ürünlerde bulunabiliyor. Dolayısıyla pek de doğal sayılmaz. Tüm bunları bir arada değerlendirince, D vitaminine neden “güneş ışığı vitamini” dediğimizi daha iyi anlıyoruz!

Hayvansal kaynaklardan alınan D3’ün, bitkisel kaynaklardan alınan D2’ye göre daha yüksek biyoyararlılığa sahip olduğu düşünülüyor. Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar, çok marjinal bir farkın olmadığı yönünde. Hayvansal kaynaklardan temin edilse dahi, sadece besinlerden D vitamini almak yine imkânsız gibi görünüyor.

Diyabet, Obezite ve D Vitamini

İnsanlar üzerinde yapılan bazı çalışmalar, Tip 1 diyabet ile D vitamini arasında ilişki olduğunu düşündürüyor. Nedeni ise büyük ölçüde bu vitaminin bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi… Bu çalışmalar, erken bebeklik döneminde D vitamini desteğinin, ileride Tip 1 diyabet gelişme riskini yüzde 30 oranında azalttığını gösteriyor. Ayrıca obez ve Tip 2 diyabetli bireylerde D vitamini düzeyinin daha düşük olduğu da görülmüş. Çeşitli çalışmalarda, Tip 2 diyabet ve metabolik sendromun, D vitamini eksikliği ile ilişkili olduğu fark ediliyor. Sonuç olarak, Tip 1 ve Tip 2 diyabetle D vitamini eksikliği ilişkisi oldukça önemli diyebiliriz. Akut olarak eksiklik tedavisinin ise bu metabolik durumun ve belirtilerinin iyileşmesinde olumlu etkiler gösterebileceği düşünülüyor.

İştah Denetimindeki Etkisi

Beden ağırlığı denetimi (kilo kaybı, kazanımı, korunması), vücut kompozisyonu ve serum insülin seviyeleriyle D vitamini arasında da genel bir ilişki var. Ancak D vitamini takviyesi alıp kilo verebileceğini lütfen düşünme, burada iki yönlü bir düşünce var: Birinci düşünce, olması gerekenden daha yüksek vücut ağırlığına sahip kişilerin daha düşük D vitamini seviyesine sahip olabileceği yönünde. İkincisi ise, düşük D vitamini seviyesinin iştah metabolizması, insülin salınımı gibi bozulmuş parametreler nedeniyle dolaylı olarak kilo alımına destek olabileceği düşüncesi… Okuduğum birçok makaleden en çok ilgimi çeken iki tanesini seninle paylaşmak isterim: Bir çalışmada, polikistik over (PCOS) sendromlu olan ve D vitamini eksikliği yaşayan kadınlara sekiz hafta boyunca kalsiyum ve artı D vitamini takviyesi verilmiş. Takviyelerin kısmen yararlı etkilere sahip olduğu gözlemlenmiş. Diğer çalışmada ise, kalori kısıtlaması yapılan 53 katılımcılı iki gruptan birine D vitamini ve kalsiyum takviyesi, diğer gruba ise plasebo verilmiş. 12 hafta boyunca takip edilen katılımcılardan takviye alanların yağ kütlesinde azalma tespit edilmiş. Farklı birçok çalışma da bu fikri destekliyor: D vitamini almak sana kilo verdirmiyor ancak bedeninin normal işlevlerini yerine getirmesine yardımcı oluyor. Bu yüzden D vitamini eksikliğini gidererek aslında bedeninin normal fonksiyonlarını geri kazanmasını hedefliyorsun.

Mental Sağlık ve D Vitamini

Depresyonun bir türü olan mevsimsel duygudurum bozukluğu, mevsimsel değişiklikler ve güneş ışığına maruz kalma ile ilişkilendirilir. Belirtileri anksiyeteye yol açabilir veya kaygı hissi uyandırabilir. Örneğin, sinirlilik ve dönem dönem uykusuzluk yaşanabilir -her iki durum da anksiyete ile ilgilidir. İllaki kaygı olması gerekmez ancak bu durum, depresyonla bağlantılı olabilen güneş ışığı ve D3 vitamini eksikliğinden dolayı gelişebilir. Ancak altta yatan ana sebebin çözülmesi, her mental problemde olduğu gibi şarttır. Bunun için de bir klinik psikolog ile görüşüp destek almak gerekebilir.

Tabii ki her kaygı D3 seviyesi ile bağdaştırılamaz. Dönem dönem hepimiz biraz bunalmış ve yorgun hissedebiliriz. Bunun baş edemeyeceğin, hayati fonksiyonlarını devam ettiremeyeceğin düzeye gelmesi, psikolojik bir rahatsızlığın göstergesidir. Ancak burada altını çizmek istediğim nokta, fizyolojik sıkıntıların psikolojik olarak da bizi olumsuz etkileyebileceği.

Hollanda’da yapılan bir çalışmaya göre, depresyon ve kaygıya ek olarak, D vitamini eksikliği diğer zihinsel sağlık sorunlarını da etkiliyor. Bipolar bozukluk veya şizofreni hastalığı olan yetişkinlerde D vitamini eksikliğinin 4,7 kat fazla olduğu kaydedilmiş. D vitamininin beyinde oynadığı rol, eksikliği ile zihinsel sağlık sorunları arasında bazı bağlantılar olduğunu ortaya koyuyor. Bunların hepsi tam olarak anlaşılamasa da kuşkusuz bir ilişki mevcut.

SONUÇ OLARAK…

Bütün bu bilgileri seninle paylaşmamın ana sebebi, D vitamini eksikliğinin getireceği olumsuzlukların altını çizmek. Ancak bir eksikliğin varsa doktorunun önerisiyle takviye almalısın, kafana göre değil. Kan testlerini tam olarak anlamlandıramayabilirsin. Hastalık oluşmadan, üç ila altı aylık periyotlarla bir endokrinologdan destek al. Bu küçük mikrobesinlerin bedenimizin işlevinde çok önemli rolü var. Bedenin çok akıllı bir makina. Sana düşen kısım, kontrolü elden bırakmamak ve en doğru yönlendirme için hekim kontrolünde olmak. Bol güneşli günler dilerim!

 

 

 

viridianprints