|

GERÇEK AŞK DA NEYİN NESİ?

 


Âşık olmakla bir aşk ilişkisi yaşamak arasındaki farkı görebileceğiniz altı nokta olduğunu söylüyor ‘Aşk Yetmediğinde’ kitabının yazarı, Dr. Howard M. Halpern. O zaman gerçek aşk neymiş, yeniden bir hatırlayalım!

48 yılını psikoterapi çalışmalarına adayan Dr. Howard M. Halpern, mutsuz bir ilişkiye saplanıp kalanlara tavsiyeler verdiği kitabında, gerçek aşkı da sorguluyor; sorgulatıyor bir yandan. “Kötü bir ilişkiyi sürdürmeye devam etmek sağlığınıza zarar verebilir” diyen Dr. Halpern, aynı zamanda böyle bir ilişkinin insanın kendisine olan saygısını ve özgüvenini zedelediğini; hayatı kabusa çevirdiğini anlatıyor. Galiba ilişki içindeyken insan bazı şeyleri halının altına süpürüyor; görmezden geliyor, yüzleşmek istemiyor. Biliyoruz, zor geliyor ama ilişkinin gerçekleriyle yüzleşip gerektiğinde yeni bir sayfa açma cesaretini göstermek her zaman en iyi seçenek olacak. Hazırsanız, başlayalım…

1- Gerçek Aşk İki Kişiliktir.
Gerçek bir aşk ilişkisi iki kişiyi kapsar. Âşık olmak ise tek bir kişiye mahsustur. Hiç tanışmadığın bir film yıldızına ya da rock stara ‘âşık olmak’ aradaki farkı en iyi anlatan örnektir. Çok daha sık yaşanan bir örnekse, ilişkinizde çektiğiniz yalnızlık duygusu verilebilir, kendinizi yalnız hissedersiniz çünkü ilişki yaşadığınız kişi yanınızda değildir ya da yakınlık kurmaktan çekinir. Kimi zaman böyle biriyle birlikte olduğunuzda ‘aşk’ duygunuzun çok yoğun olduğunu düşünürsünüz fakat iki kişinin aşk ilişkisi yaşayabilmesi için hayatlarını paylaşması, ortak bir gelecek fikrine sahip olması gerekir. Maalesef uzun süreli ilişkilerini, hatta evliliklerini aslında tek başlarına yaşayan insanlar var hayatta.
Gerçek bir aşk ilişkisi tarafların her ikisinin de ilişkilerini daha mutlu ve tatmin edici kılmaya çalıştığı, karşılıklı bir ilgi ve bağlanma duygusu gerektirir.

2- Gerçek Aşk Birbirine Uygun Olmayı Gerektirir.

Âşık olmak ise tamamen uygunsuzluk üzerine kurulu olabilir. Yani gerçek bir aşk ilişkisinde taraflardan hiçbiri evli ya da başka biriyle ilişki yaşıyor olamaz. Hiçbiri, kendileriyle ya da yaşamın başka alanlarıyla fazlasıyla meşgul olup, aralarındaki yakınlığı artırmak için gereken zamanı ilişkilerine vermemek gibi bir hataya düşmezler.
İnsanların birlikteliklerinden mutlu olmaları için gereken zaman, yakınlık ve paylaşım ilişkiden ilişkiye değişir; kimisi daha fazla ‘birliktelik’ten hoşlanırken, kimisi daha azıyla mutlu olur. En nihayetinde bir aşkı beslemek için her iki tarafın da tutarlı ve tatmin edici bulduğu, belirli bir ulaşılabilirlik düzeyi olmalıdır.

3- Gerçek Aşk İlişkisinde Güven Vardır.
Gerçek bir aşk yaşayanlar, her daim güvenebileceği birinin yanlarında olmasının mutluluğunu ve huzurunu yaşarlar. Hayattaki önemsiz sıkıntıları, mesleki trajedileri azaltacak bir desteğe sahip olduklarının bilincindedirler. En ufak zaferlerinde ve kahramanlıklarında bile güler yüz ve alkışla karşılanacaklarını bilirler. Fakat sadece yoğun aşk duyguları yaşayan insanlar, partnerlerinin güçlü ve güvenli sadakatinden yoksundur. Maalesef, partnerine güvenmekte zorluk çektikçe aşk duyguları yoğunlaşan birçok insan var. Karşılarındaki insana karşı güvensizlik, kıskançlık duyguları beslemekte ya da o kişinin ilgisinden şüphe etmekte çok geçerli bir sebepleri varsa, o kişinin her daim yanlarında olmasını sağlamak adına daha da takıntılı bir hale gelirler. O kişiye güvensizlik bağlarıyla bağlanırlar ve bu gerilimi tutku sanırlar.

4- Gerçek Bir Aşkta Çok Ortak Nokta Vardır.
Gerçek bir aşk ilişkisinde insanların ortak birçok amacı, bakış açısı, ilgi alanları vardır ve bu ortaklıklar iki kişinin birbirine olan yakınlığının ve birlikteyken aldıkları keyfin birer göstergesidir. Öte yandan aşk duygusu kişiliği, ihtiyaçları, hayata bakışı ve yönelimi kendisinden çok farklı birine karşı da hissedilebilir, bu da bir aşk ilişkisini imkânsız kılar. Hiçbir ortak nokta olmamasına rağmen, güçlü bir çekim duygusunun insanın gözünü kör ettiği zamanlar buna örnektir. Fazla duygusal, içinden geldiği gibi davranan, uçarı fakat dinginlik arayan ve biraz da hayatına bazı sınırlar koyma hedefi taşıyan biri programlı, sert mizaçlı ve güvenilir birine karşı çekim duyabilir. O kişi de diğerinin doğallığı karşısında büyülenir ve adeta uçmayı öğrenecek biri gibi heyecana kapılır: Buna “Zıt kuvvetler birbirini çeker” diyoruz. Bu farklılık aşırı boyutlara ulaşmadığı sürece, bir kişinin karakteriyle başka birinin hayatına getirdiği katkılar aşk ilişkisine hoş bir renk katar. Hoşlanılmayan bu farklılıkları tahammül edilebilir boyutlara ulaştırmaya yetecek bir ilgi varsa bu tam da böyle olur. Bu farklılıklar fazlasıyla yoğun olduğundaysa, her şey bir zamanlar ne kadar romantik olursa olsun, geçen süre aşk duygusunu erozyona uğratabilir. Bununla birlikte, âşıklar kendilerinde en çok sevdikleri nitelikleri birbirlerinde de bulduklarında, bu farkındalığın getirdiği samimiyetin sevgi dolu bağını hissederler.

5- Gerçek Bir Aşk Mutlu Hissettirir.
Gerçek bir aşk ilişkisi insanların hem kendileri hem partnerleri hem de yaşam hakkında mutlu hissetmelerine yardımcı olur. Hiç kuşkusuz, âşık olma hali ilk başta insanın kendini şahane hissetmesini sağlar fakat ortada gerçek bir aşk ilişkisi yoksa er ya da geç, insanın hem kendi, hem başkası, hem de yaşamla ilgili kötü hissetmesini sağlar. Kendinizi bitkin, olumsuz, dalgın, depresif ve demoralize hissedersiniz. Fiziksel şikâyetleriniz ve rahatsızlıklarınız baş göstermeye başlar. Buna karşılık gerçek bir aşk ilişkisi bize içsel bir huzur, esenlik ve neşe, kendimizde ve dünyada olma hissi verir. Bu duyguları kendi içimizde yaratmayı başaracak kadar ileri bir noktaya gidersek, bu hisler de doruk noktasına ulaşacaktır. Yine de nasıl olursa olsun, gerçek bir aşk ilişkisinin bu duyguları tümüyle geliştireceği şüphesiz.

6- Gerçek Aşkta Her Şeyden Önce O Gelir.
Bir aşk ilişkisinin tamamladığı pek çok ihtiyaç, özlem ve tutku vardır. Bunlar geçmişimize dair çeşitli evrelerden ileri gelir ve yaşımız ne olursa olsun bizimle kalır. İçimizdeki bebek, güven içinde büyümek, sevilmek ve doyurulmak ister. İçimizdeki çocuk biraz oynamak, yaptığımız ve olduğumuz her şey için takdir edilmeyi, beğenilmeyi bekler. İçimizdeki ergen ise etkileyici, güçlü, arzu edilen ve her şeyiyle harika olduğunun hem söylenmesini hem de gösterilmesini ister. Yetişkin yanımızsa tüm bunların hepsini birden isteyerek; özel, üzerine titreyen, romantik, hayat yolculuğumuzda bize eşlik edecek ‘o kişi’yi arar. Çocukluğumuzdan, ergenliğimizden ve yetişkin yanımızdan gelen duygusal, cinsel duygular, ilgi ve güven duygusuyla doyurulmayı bekliyor. Öte yandan aşkın evrensel cazibesinin ve paha biçilmezliğinin en büyük sebebi, onun için her şeyden önce geldiğimiz birine duyulan derin özlemdir. Ethel Person bunu şu şekilde açıklamıştır: “Birinin hayatında en önemli kişi olmak tutkulu bir aşkı tanımlayan en belirgin özelliklerden biridir.” Yani bize, “Bebeklik ve çocukluğa dair kısa kısa anlar dışında, neredeyse hiçbir zaman ilk sırada olmuyoruz. Fakat aşk o kutsal anı saklı tutar” demek istiyor.
Açıkça görülüyor ki, birinin kalbinde ve yaşamında öncelikli olmak ya da olmayı istemek âşık olma deneyiminin en temel unsurudur. Fakat sadece aşk duygularını değil bir aşk ilişkisi yaşıyor olmayı da tanımlayacak olursak, açıklamayı şu şekilde genişletmemiz gerekir: Gerçek bir aşk ilişkisi yaşıyor olmak hayatınızdaki en önemli kişinin hayatında en önemli kişi olmayı gerektirir. Böylece karşılıklı bir şefkatten, ilgiden, bağlılıktan ve hayatınızdaki kişinin varlığından duyulan mutluluktan söz edilebilir. Bu, çoğu insan için insan ilişkilerine ait alandaki nihai başarı; Oscar, Emmy, Grammy, Nobel değerinde en büyük ödüldür.