BİRAZ DİNGİNLİK İYİ GELİR

|  , anaslide, YAŞAM

 


Her gün dört milyon insan, dev hoparlörlerden çıkan sesler ve aralıksız basılan kornalar nedeniyle “zarar veren” birçok gürültüye maruz kalıyor. Yangın alarmı gibi ani ve kulak tırmalayan sesler ise en yıkıcı olanlar; çünkü kortizol ve adrenalin seviyelerini tırmandırabiliyor. Bu hormon seli, kalp hastalıklarına neden olabilen enflamasyona, anksiyeteye, uykusuzluğa ve kansere yol açabiliyor. Düşük seviyeli gürültü bile işitme sistemine zarar verebiliyor. Ancak modern toplumun tüm seslerine rağmen kendini koruman ve anın tadını çıkarman mümkün.

Yüksek Sese Karşı Dikkatli Ol
Ses, desibel (dB) adı verilen birimle ölçülüyor. 85 dB’nin –havai fişekler ve dolu stadyumlar sıklıkla 115 dB’leri görüyor– üstündeki herhangi bir ses, kulağın içinde yer alan ve sesi beyne taşıyan küçük kıllara zarar verebiliyor. Bu sese ne kadar maruz kaldığına bağlı olarak da geçici veya kalıcı işitme kaybına yol açabiliyor. 120 dB’de bu iki dakika gibi kısa bir süre içinde bile gerçekleşebiliyor. Yüksek seslere maruz kaldığın süreyi kısıtla ve eğer iki adım ötendeki birine kendini duyurman için bağırman gereken bir yerdeysen, kulaklarını koru: Howard Leight Quiet Kulak Tıkacı (3,89 TL; ofix.com) gürültüyü 37 dB’e kadar düşürüyor.

Tabii Alçak Sese de…
Az bir trafik veya mutfak aletlerinin uğultusu gibi düşük seviyedeki çevresel sesler kulaklarına zarar vermez ama bitkin hissetmene ve uykunun bölünmesine (özellikle uykusu hafif biriysen) neden olabilir. Ve bu iki faktör de obezite ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini yükseltiyor. Bu etki birikerek artıyor: Ne kadar çok sese maruz kalırsan, sonuç da bir o kadar kötü oluyor. Mümkün oldukça daha sessiz opsiyonları tercih et. Örneğin mikrodalga yerine ocağını kullan ya da blender ve kahve öğütücünün altını bir bezle kaplayarak çıkan sesi minimuma indir. Çamaşır ya da bulaşık makinesini dinlenmen gereken saatlerde mümkün olduğunca çalıştırma. Kalın perdeler de dışarıdan gelen sesi azaltabilir.

Müziği Bilinçli Dinle
Geçtiğimiz 50 yıl içinde şarkıların sesi giderek arttı. Bu, yapımcıların rakiplerinin sesini boğmak ve dijital formatta daha iyi bir ses kalitesi yakalamak için başvurduğu bir taktik. Üstelik birçoğumuz gidip bir de müziğin sesini açıyoruz: 12 ila 35 yaş arası ortalama 1,1 milyar insan, müzik dinleme aygıtlarını -kalıcı işitme kaybına yol açabilecek biçimde- riskli ses seviyelerinde kullanıyor. Çevreden gelen sesi engelleyen kulaklıklar, müziğin sesini açma olasılığımızı azaltabilir. Plantronics BackBeat PRO2 (A1.249; D&R mağazalarında) gibi dışarıdan gelen sesi geçirmeyen bir kulaklık kullan. Ve 60/60 kuralına sadık kal: Ses seviyesini yüzde 60’ın üstüne çıkarma ve 60 dakikadan fazla dinleme.

Uykunun Bölünmesine İzin Verme
Fazla gürültünün bir başka yan etkisi ise yorgunluk hissi –bu his, yalnızca uykunu bölen seslerden değil, aynı zamanda günün uyarıcılarını üzerinden atamamandan da kaynaklanıyor. İronik bir çözümü var: Sese karşı ses ile savaşmak. Bir fan veya bebekleri uyutmak için kullanılan Whisbear Mırıldanan Ayı (339 TL; calmindo.com) gibi bir beyaz gürültü makinesi, trafiğin veya parti veren komşularının sesini bastırabilir. Eğer gürültünün kaynağı partnerinin horlamasıysa (horlayan insanların partnerleri saatte ortalama 21 defa uyanabiliyor –ciddiyiz!) kulak tıkacı kullanmayı düşünebilirsin. Yine de seni uyandırıyor mu? Tedavi görmesi için onu bir uyku uzmanına görünme konusunda ikna etmelisin.

Sakin Bir Masa Seç
Restoranlardaki ses seviyesi en iyi ihtimalle muhabbet engelleyici, en kötü ihtimalle de sinir bozucu olabiliyor. Popüler restoranların ses seviyeleri üzerine yapılan bir inceleme, zaman içinde işitme duyusuna direkt hasar verebilecek olan 90 dB’e –bu bir fabrika makinesinin dibinde dikilmekle eş değer– yakın olduklarını veya aştıklarını ortaya koyuyor. Köşede veya duvar kenarında bir masa isteyerek şamatayı en aza indirebilirsin. Tabii sessiz bir ortamda olmak, tüm yemeği sessizlik içinde geçirmek anlamına gelmiyor: Özellikle de arkadaş buluşmalarında. Insight Meditation Society isimli sessiz inziva merkezinin kurucusu Sharon Salzberg, yine de birkaç dakikalığına bile olsa muhabbete ara vermenizi öneriyor. Kulağa garip gelebilir ama bu aynı zamanda arkadaşların arasındaki bağı güçlendiriyor. Böylece masadan berrak bir zihinle kalkacak ve birbirinizi daha iyi anlamış olacaksınız

 

 

viridianprints