BİR WH KADINI EBRU ŞALLI’YLA ÇOK ÖZEL

| YAŞAM

 

 

Yıllardır, sahip olduğu motivasyonu hayranlarına da yansıtan ve enerjisinden hiçbir şey kaybetmeyen Ebru Şallı, bu ay Women’s Health için kamera karşısına geçti. Hakkında merak ettiğin tüm soruların yanıtları seni bekliyor.

Söyleşi: Pınar Şen

Fotoğraflar: Murat Sargın

Styling: İrem Arkan

17 yaşından beri çalışıyor. DVD’leri ve televizyon programları ile insanlara pilates yapmayı öğretirken, egzersizi yaşam tarzı hâline getirmeleri için özellikle kadın takipçilerini yüreklendiriyor. Birçok kişinin pilates ile tanışmasını sağlayan Ebru Şallı’dan bahsediyoruz!

Çekim günü stüdyoya geldiğimizde, Ebru Şallı tüm güzelliği ve pozitif enerjisi ile bizi bekliyordu. Yıllardır aksatmadığı egzersizin ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sonucu olan incecik ama sıkı vücudu ile, modelliğin de avantajını kullanarak kendinden son derece emindi kameralar karşısında… Bize düşense, çekim boyunca hayranlıkla onu izlemek oldu.

Mola verdiğimizde öğle yemeği olarak sete gelen ince hamurlu, sebzeli pizzaları keyifle yediğini söylemezsek olmaz. Kapak kızlarımızın genelde salata ve meyve tercih ettiğini düşününce, “Tabii ki pizza yerim! Dengelemek önemli” diyen Ebru, hepimizin ikinci hatta üçüncü dilimlere uzanmamızı sağladı. Üstelik pizzalardan birini kaparak Instagram hesabında da bu keyifli anı paylaştı. Gördüğün gibi, karşında aç kalarak inceliğini koruyan bir kadın yok; aksine aç kalmaktan hiç hoşlanmayan ve nasıl besleneceğini iyi bilen bir kadın var. Şimdi seni bu keyifli çekimin kareleriyle ve hemen ardından gerçekleştirdiğimiz söyleşiyle baş başa bırakalım.

Egzersizin -özellikle de pilatesin- hayatında önemli bir yeri olduğunu biliyoruz. Pilates sence neden bu kadar seviliyor ve senin hayatına neler kattı?

Kesinlikle pilatesin hayatımda çok önemli bir yeri var. Yaklaşık 14-15 yıldır hayatımda. Haftanın üç günü pilates yapıyorum. Bazen reformer pilates, bazen de mat üzerinde lastik ve top kullanarak yaptığım oluyor. Çok ama çok yararlı bir egzersiz, bunu zaten yıllardır anlatıyorum. Televizyonda yaptığım canlı yayın programlarım ve Türkiye’de ilk kez çıkarmış olduğum pilates DVD’lerim ile pilatesi öğretiyorum. Bugüne kadar 10 pilates DVD’si çıkardım ve hepsi ‘en çok satanlar’ arasına girerek büyük ilgi gördü.

Pilatesin Türkiye’de bu kadar yayılması ve ilgi görmesinin nedenini faydalarına bağlıyorum. Çünkü pilates yapan insanlar hem psikolojik hem de fiziki olarak kendini iyi hissediyor. Benim de hayatıma çok şey kattı; pilatesten önce ve sonra olmak üzere iki Ebru var. Pilates ile kendimi buldum diyebilirim. Kendimde çok büyük fayda sağladığını gördüğüm için de insanlarla paylaşma kararı alarak eğitimlere katıldım. İyi bir pilates eğitmeni olduğumu düşünüyorum. Hem yapmayı hem de insanlara yaptırmayı çok seviyorum; zaten herkes de bendeki pilates aşkını hissediyordur diye düşünüyorum.

Bize biraz kendi adını taşıyan Ebru Şallı Loves Koton Sport koleksiyonundan bahseder misin? Yeni sezonda koleksiyonda nasıl parçalar bulacağız?

Kadınların spor yaparken bile şık ve güzel görünmek istediğini inanın benden iyi kimse bilemez. Fakat hem rahatça spor yapmayı sağlayacak hem de şık görünecek ürünler bulmak her zaman kolay olmuyor. Bu bakış açısından hareketle Koton ile bir araya gelerek Ebru Şallı Loves Koton Sport Koleksiyonu’nu hayata geçirmek istedik. Yeni sezonda koleksiyon şehrin ışıklarını, rengini ve hareketini yansıtan çizgiler taşıyor aslında. Koleksiyonda yer alan pek çok parça, egzersiz dışında günlük yaşamda da giyilebilir modeller olarak tasarlandı. Yani koleksiyon yalnızca spor salonunda değil, hafta sonu yürüyüşleri, alışveriş, sinema gibi günlük hayatın çeşitli anlarında ve aktivitelerinde de giyilmeye elverişli parçalardan oluşuyor. ‘Şehirli kadın’a özel bir tema ile hazırlandı diyebiliriz.

Bu sezon özellikle sinyal ışıklarından esinlenen kırmızı, mavi, sarı ve turuncu gibi baskın renklerin kullanıldığı, modern çizgiler ve grafiklerle süslenen kıyafetler var. Dokuma kumaşlardan yapılan parçalarda ise parlak ve koyu renkleri bir arada kullanarak kontrast yaratmaya çalıştık. Tasarımlar ile günlük yaşamda rahat ve spor giyinmeyi sevenler için, farklı parçalarla kombinlenebilen şık, spor ve casual bir stil oluşturma olanağı sunuyoruz.

Bu koleksiyonla moda sektörüne döndün diyebiliriz. Hem moda hem de spor tarafındaki birikimini birleştirdin. Koton ile bu işbirliğini yapma fikri nasıl gelişti?

Modaya olan ilgimin yanı sıra uzun yıllardır sporla da yakından ilgiliyim. Hem beslenmeme dikkat ediyor hem de düzenli olarak spor yapıyorum. Bu yüzden moda ve spor en büyük iki tutkum. Bu her iki tutkumu bir koleksiyon ile harmanlama fikri beni başından beri çok heyecanlandırmıştı. Koton ile bir araya geldik ve spor yapan kadınların ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak çok özel bir koleksiyon hazırladık. Bu projeyi Koton gibi güçlü bir marka ile gerçekleştirmem gerektiğini baştan beri biliyordum. Birlikte çok doğru ve içimize sinen bir adım attık. Zaten kadınların ilk sezondan beri gösterdiği büyük ilgi de tüm heyecan ve ruhumuzu katarak ortaya çıkardığımız bu projenin başarısının en somut örneği. Bu, koleksiyonumuzun beşinci sezonu. Güzel geri dönüşler alıyoruz, bu anlamda çok mutluyum.

Kadınlar için stil, egzersiz yaparken de çok önemli. Egzersiz yaparken nasıl giyinmeliyiz sence? Hem performans hem de konfor açısından önerilerin var mı?

Evet, biz kadınlar egzersiz yaparken de stile oldukça önem veriyoruz. Çünkü sadece evde değil, birçok yerde egzersiz yapıyoruz. Bence bu çok önemli çünkü kendini güzel hissettiğinde performansının da arttığını ve daha iyi konsantre olduğunu düşünüyorum. Kadınlar farklı spor dallarında kullanılabilecek çok amaçlı parçaları tercih edebilirler. Böylece parçaları kombinleme şansları daha fazla olacaktır. Spor kıyafetlerinde hızlı kuruma özelliği olan ve elastikiyeti yüksek kumaşlar çok önemli. Biz konforlu bir antrenman deneyimi yaşatmak için buna çok önem verdik. Ve tabii ki tasarımların kalıpları, formları ve fonksiyonel özellikleri konforu arttıran detaylar… Küçük cepler, fermuarlar, kalçayı toparlayan kalıplar, nefes almayı sağlayan fileler ve özellikle spor sütyenlerinin formları, egzersizin kalitesini arttırdığı gibi şık bir görünüme de kavuşturuyor. Koleksiyon ilk sezonundan beri kararlı, azimli, güçlü, pozitif ve hayattan zevk alan kadınlardan ilham alıyor diyebilirim. Amacımız spor yaparken de kadınların kendini güçlü ve kusursuz hissetmesi, güzel ve şık görünmesi. Spor yapmanın stilden ödün vermeden de mümkün olabileceğini gösteriyoruz. Bu da koleksiyonumuzu ayrı bir motivasyon kaynağı hâline getiriyor.

Koleksiyonda senin favori parçan hangisi?

Tüm parçaları ayrı ayrı seviyorum, her birinde kendi zevkimi yansıtmaya çalıştım. Ama bunu yaparken bir yandan da egzersiz sırasında ihtiyacımız olan konforu es geçmedik. Tasarımların enerjisi, renkleri, desenleri, kumaşların ten ile olan uyumu, rahatlık duygusu… Hepsi bir bütün. Zaten logomuz da aşk, sevgi, kalp… Bu koleksiyonda özellikle turuncu üst ve yine turuncu detaylar olan taytı çok seviyorum. Favorilerimden biri diyebilirim.

Beslenmende nelere dikkat ediyorsun?

Spor kadar sağlıklı beslenmek de çok önemli. Zaten bu bir bütün. Birinden biri olmazsa iyi sonuçlar alınabileceğini düşünmüyorum. Ben taze sebze ve meyve yemeye, yeşil ve beyaz çay içmeye çok önem veriyorum. Günde iki-üç fincan bitki çayı içmek gerektiğini her zaman söylüyorum. Ayrıca günde 2,5-3 litreye yakın da su içiyorum. Bunun 1-1,5 litresini limonlu ya da maydanozlu olarak içmeyi tercih ediyorum. Mevsimine göre bunlar yerine suyun içine farklı meyveler attığım da oluyor. Bu tarz suları aç karnına içmeye başladığında hem kanın temizleniyor hem de bağırsakların daha güzel çalışıyor. Tabii cilde de oldukça yararlı.

Aç kalmayı hiç tercih etmiyorum; az az, sık sık yemek yiyorum. Et yemiyorum; sadece balık tüketiyorum. Bu nedenle haftanın iki günü balık tüketmeye çalışıyorum. Bunlara ek olarak, yeşil mercimek, kinoa, nohut ve bulgurun yanı sıra avokado, roka, tere de benim vazgeçilmezlerim. Karbonhidrat da çok önemli; ben genel olarak tam buğday ve çavdar unu kullanılan ürünleri tercih ediyorum.

Oldukça sağlıklı besleniyorsun. Peki o zaman itiraf zamanı: Şekerle aran nasıl? Abur cubur krizlerine girdiğin olur mu? İradeli misindir?

Evet, sağlıklı besleniyorum ve çocuklarımın sağlıklı beslenmesine dikkat ediyorum. Çevreme de elimden geldiği kadar bu konuda yardımcı oluyorum. Ancak şekeri kim sevmez, değil mi? Ben de kekleri, sufleleri, kurabiyeleri seviyorum tabii ki ama önemli olan dozunda tüketmek. Abur cubur yiyeceğime, canım çok istediği zaman güzel bir yerde sufle ya da kek yiyorum. Bazen evimde kendim de yapıyorum. Bu arada benim çantamda her zaman çikolata vardır ama sürekli çikolata yemem. Kendime yasak koymam ve çikolatayı da kontrollü yerim. Bu nedenle bu durum beni hiç rahatsız etmez.

Zorlandığın konular olduğunda kendini nasıl motive edersin?

Zorlandığım konularda kendimi pilates, stretching ve müzikle motive ederim. Ayrıca çocuklarım benim mutluluk ve enerji kaynağım. Onlardan aldığım güç ve enerji beni hep dimdik ayakta tutar. Bunun için de hep şükrederim.

Negatif olaylardan ve yerli yersiz gündeme gelen magazin haberlerinden etkilenmemek adına yaptığın şeyler neler?

Doğru nefes terapisi ve pilates ile kendime yıllardır çok güçlü bir kalkan oluşturuyorum. Hiç psikoloğa gitmedim. Benim psikoloğum pilates. Çünkü doğru nefes alıp vermeyi biliyorum. Bunu her gün yaptığında gerçekten ruhani anlamda da kendini çok güzel desteklemiş ve doyurmuş oluyorsun. Aynı zamanda yoga ve stretching ile de sinirleri rahatlatmak mümkün. Başım ağrıdığında bile ilaç alıp almama konusunda düşünürüm. Tabii ki ihtiyaç olunca ilaç alıyoruz ama almamayı tercih ediyorum genelde. Çünkü hepsinin yan etkileri var. Benim antidepresanım pilates diyebilirim.

Oldukça fazla takipçin ve hayranın var. Peki, sosyal medyayla aran nasıl?

Çok iyi! Takipçilerimle olan iletişimimiz beni çok memnun ediyor. Sosyal medya; spor, moda ve sağlıklı beslenme konusundaki deneyimlerimi takipçilerimle paylaşabileceğim çok doğru bir kanal. Onlarla etkileşime de geçebiliyorum. Paylaştığım pilates videolarımda giydiğim, kendi koleksiyonuma ait kombinler özellikle çok ilgi görüyor. Birçok pozitif yorum ve mesaj alıyorum. Takipçilerimden bu geri bildirimleri alabiliyor olmak benim için çok önemli ve oldukça da keyifli. Sosyal medya üzerinden herkese tek tek cevap vermek her zaman mümkün olmayabiliyor ama yine de elimden geldiğince karşılık vermeye çalışıyorum.

Bir kadın olarak bugüne dek yaşadığın süreci değerlendirdiğinde kendini nerede görüyorsun? 40’lı yaşlara giriyor olmak nasıl hissettiriyor?

40 yaşıma girerken kendimi son derece iyi ve mutlu hissediyorum. Yıllardır çok güzel işlere imza attığımı düşünüyorum. 17 yaşımdan beri çalışıyorum. İnsanlarla çok güzel şeyler paylaşıyorum. Bilgi ve birikimlerimi, yemek tariflerimi, pilatesi… Bunun yanı sıra iki çocuğum var. Arkama baktığımda atmış olduğum güzel adımlar görüyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor. Daha başka ne isteyebilirim ki zaten. Çok şükür diyorum.

Yeni sezonda seni nerelerde, neler yaparken göreceğiz? Yeni sezon benim için oldukça yoğun. Yeni DVD çekimlerim olacak. Yine televizyonda pilates programı yapıyor olacağım; bu sezon pilates severler ile kavuşuyoruz. Her gün yayınlanacak bir program olacak bu. Ayrıca askıya aldığım bir yemek kitabı projem vardı, onu tamamladım. Yakın dönemde interaktif bir site yapmayı düşünüyorum; ebrusalli.com.tr adı altında. Bu site sayesinde takipçilerimle daha fazla iletişim kurabileceğimi düşünüyorum.Yılbaşına doğru da güzel sürprizlerim var. İnşallah güzel işler yapacağız.

CİLT BAKIMIN İÇİN ÖZEL KÜRLERİN OLDUĞUNU BİLİYORUZ. BUNLARDAN EN İŞE YARAYAN VE HERKESE TAVSİYE ETTİĞİN BAKIM KÜRÜNÜ ANLATABİLİR MİSİN?

Yediğimiz şeyler cildimize yansıyor. Taze meyve ve sebze tüketimi, bol su ve yeşil çay içmek cilt yapısını güzelleştiriyor. Alkol ve sigaradan uzak durmak gerek, bunu her zaman söylüyorum. Çok işe yarayan harika bir maske tarifim var. Avokadoyu hem yiyin hem de sürerek güzelleşin diyorum yıllardır. Yarım olgunlaşmış avokadoya bir yemek kaşığı bal ve bir çay kaşığı kayısı yağı ekliyorum. Bu karışımı iyice ezip temiz cildime uyguluyorum ve 20 dakika kadar bekletip temizliyorum. Haftanın bir ya da iki günü yapılabilecek olan bu maske cildi besliyor ve yeniliyor. Avokado, içindeki omega 3 ve E vitamini ile hücreleri yenileme özelliğine sahip. Bal da cildin nem dengesini sağlıyor. Dolayısıyla hem kırışıklık açma, hem canlandırma, hem de nemlendirme etkisini hissedeceğimiz bir maske bu. Benim tavsiyem; avokadonun yarısını yüzüne sür, yarısını da salatana ilave et.

 

Ebru Şallı’nın Kadınlara Mesajı

Kadınlar çalışmayı asla bırakmasın, üretmekten vazgeçmesin. Bir kadının kendi ayakları üzerinde durabilmesi muhteşem bir duygu. İnsana güç veriyor. Bir anne, eş, evlat ve arkadaş olarak bambaşka hissediyorsun kendini. Kadınlar mesleklerini bırakmasın ve çalışmaya devam etsin.

 

KISA KISA

Spor çantanda olmazsa olmazların?

Tabii ki detoks sularım.

Egzersiz yaparken dinlemeyi en sevdiğin şarkı?

Egzersiz yaparken genelde Shade’nin bütün şarkılarını dinliyorum ama bu aralar Tarkan da dinlemeye başladığımı söyleyebilirim.

En büyük takıntın?

Sanırım en büyük takıntım hiçbir şekilde aç kalmamak.

 

En güçlü özelliğin?

Üşengeç olmayışım ve pratik oluşum.

En sevdiğin yemek?

Yeşil mercimek.

En çok güldüğün kişi?

Gupse Özay’a çok gülüyorum.

 

viridianprints